KANSER VE BİR ÇOK HASTALIK İÇİN ”C Vitamini” MUCİZESİ !!!

C VİTAMİNİ MUCİZESİ

Radyasyon, stres, kirli hava, kimyasallar, pestisitler, kurşun, çinko, bakır, talyum, baryum, cıva, radyum, radon zehirlenmesi, kükürt dioksit, karbondioksit, karbon, sülfür, bakteriler, virüsler, kanser, domuz gribi, kuş gribi, kene kâbusu ve Kırım Kongo kanamalı hastalığı, AIDS, HIV, Herpes, tüberküloz, hepatit, pnömoni ve korku filmi benzeri bir düzine daha hayatımızı kâbusa çeviren sözcük.

Sonrası hastane ortamlarında ya da şehir mezarlığında tamamlanabilecek bir süreç ve ne yazık ki yapacak bir şey yok gibi görünüyor değil mi?

Hayır, öyle değil, tamamen umutsuz değilsiniz çünkü C vitamini denilen mucize destek var!

C vitamini bilmeyeniniz, duymayanınız yoktur. Onu, ‘soğuk algınlığına, gribe iyi gelir, damarlar için faydalıdır vb.’ gibi kalıplaşmış birkaç sözcükle hatırlayacaksınız. Gerçekte ise C vitamini, yaşama dair en önemli mucizelerden birisidir. ‘Lokman Hekim ölümsüzlüğe çare ararken, C vitaminini buldu’ diye bir cümle kurmuş olsaydık, C vitamininin neler yapabileceğini özetlemiş olurduk.

Çeşitli Araştırmalar Deneyler ve Veriler Işığında C Vitamini…

Laboratuar ve canlı deneyleri, C vitamini mucizesinin kanıtlarıyla doludur.

‘C Vitamininin babası’ lakaplı ve iki kez Nobel Ödüllü Linus Pauling, onun neler yapabileceğini kitaplarında anlatmaya çabalamıştı. Dr Linus Pauling, günlük C vitamini alımının, anti-kanserojen etki yaptığını ve hasarlı damarları onararak, arter plaklarının (ateroskleroz) giderilmesine yardımcı olduğunu açıkladı. Onun izinden gidenler, kanser, AIDS, siroz ve benzeri öldürücü tüm hastalıkların, yüksek dozajlı C vitamini kürleriyle iyileştirilebileceğini kanıtladılar.

Klinik deneyler göstermiştir ki, yüksek düzeyde C vitamini, antikanserojen, antistres ve detoks etkisi yapmaktadır.

Dr Abraham Hoffer tarafından yapılan bir araştırmada, yüksek dozda C vitamini verilen ölümcül hastaların yaşam sürelerinde yaklaşık 5,7 ay ile 100 ay arasında artış gözlenmiş, ağrı ve anksiyetede muazzam bir azalma olmuştur. Dr Hoffer’e gore, ‘C vitamini, kanser olan hastalara verilebilecek olan en önemli tek besindir’. Dr Hoffman, dozajların değişken olduğunu, çoğu hastasına zorlanmadan günlük 12 gram C vitamini kürü uygulayabildiklerini ve bu vitaminin her kanser tedavisi programının en önemli bileşeni olması gerektiğini söylemekte.

Minnesota Boynton Devlet Sağlık Hizmetleri Üniversitesi’nden yayınlanan bir makalede, C vitamininin, kalp ve damar hastalıkları, hypermenorrhea, peptik ve duodenal ülser, Post-operatif ve radyasyon hastalıkları, romatizmal ateş, çocuk felci, akut ve kronik pankreatit, tularemi, boğmaca, tüberküloz, viral hepatit ve kızıll dâhil olmak üzere patalojik birçok durumda, hayat kurtarmada çok önemli rol oynayan bir ilaç olduğu kaydedilmiştir.

Canlılar içerisinde, dışarıdan C vitamini desteğine ihtiyaç duyan tek varlık, insandır. Hayvanlarda ise C vitamini, bünyeleri tarafından yapılmaktadır. Yetişkin bir gorilin bir günde ürettiği ve kullandığı C vitamini miktarı, 4500 miligramdır. Köpeğinizin C vitamini almak için günde 5 porsiyon sebze ve meyve yemeye ihtiyacı yoktur çünkü gereken C vitaminini, karaciğeri üretmektedir (böylece sokak hayvanlarının çok kötü kış koşullarında nasıl üşümeden, hastalanmadan böylesine sağlıklı kalabildiklerini de anlayabiliyoruz). Dr Pauling’le birlikte çalışan Dr Matthias Rath, bu konuda şunları söylüyor; “hayvanlarda hiçbir kalp krizi vakasına rastlamadım çünkü onların damar duvarlarını koruyan C vitamini, vücutlarında üretiliyor. İnsanlar, C vitamini (hypoascorbemia olarak bilinen bir durum) üretemezler, beslenme alışkanlıkları ve vitamin eksikliği damar duvarlarını zayıflatır. Örneğin iskorbüt, kardiyovasküler hastalıkların erken bir şeklidir. Vitamin ve diğer gerekli besinlerin optimum günlük alımının durdurulması, doğal olarak koroner kalp hastalığı oluşturur ve bu klinik çalışmalarla belgelenmiştir. İnsan ve diğer birçok canlı türü metabolizması arasındaki en önemli fark, insan vücudunda bulunan C vitamini düzeyleri, diğer canlılardan 10 ile 100 kat daha düşüktür ve bu dramatik bir durum yaratır.’

Yeni Zellandalı çiftçi Alan Smith’in yaşama geri dönüş öyküsü, C vitamininin neler yapabileceğine dair çok önemli bir dönüm noktası kabul edilmektedir. 2009 yılı Haziran ayında şiddetli domuz gribi rahatsızlığıyla Auckland Hastanesi’ne kaldırılan 56 yaşındaki çiftçi Alan Smith için tüm doktorlar ümitsizdi ve yakınlarına hayatta kalamayacağını söylemek zorunda kaldılar.

Smith’de, iskorbüt, pnömoni ve lösemi bulguları vardı ve 33 kiloya düşmüştü. Doktorlar, yaşam destek ünitesine bağlı olarak derin bir koma halinde bulunan çiftçi için artık yapılacak hiçbir şeyin olmadığını ve yaşam desteğini kapatmaları gerektiğini söyledikleri zaman ailesi buna şiddetle karşı çıktı ve ‘intravenöz (IV) C vitamini’ deneyinin yapılması isteğinde ısrar ettiler. Geleneksel tedavi yöntemlerinin hiçbirisi başarılı olamamıştı ve kaybedecekleri hiçbir şeyleri yoktu. Buna rağmen doktorlar karşı çıktılar. Dokuz hafta boyunca yaşam destek ünitesine bağlı olan Alan Smith’e hiçbir doktor intravenöz C vitamini uygulaması yapmayı kabul etmedi.

Aile hukuk mücadelesi başlattı ve mücadeleyi kazanarak, intravenöz C vitamini uygulamasının yapılmasına karar verdirdi.

Sonrasında da umulmadık bir gelişme yaşandı. Dokuz hafta boyunca komada ve yaşam destek ünitesinde bulunan Alan Smith’e, ilk gün 25 gram ve ikinci gün 50 gram intravenöz C vitamini dozları verildi. Dramatik bir şey oldu ve ikinci günde akciğerleri normal fonksiyonlarına geri dönüş tepkileri vermeye başladı. Üçüncü gün 75 gram ve altıncı güne kadar günde 100 gram, kalan günlerde, günlük 6 gram intravenöz C vitamin dozlarıyla, belirlenen rehabilitasyon süresinden 10 hafta önce iyileşerek hastaneden taburcu oldu.

Uygulamayı yapmak istemeyen doktorlar ise, sadece ‘düşünememiştik’ gibi zayıf bir sözcükle durumlarını açıklamaya çalışıyorlardı. CNN Sağlık yazarı Elizabeth Cohen’in üzerinde durduğu olay, TV3’de yayınlanan ’60 Dakika’ programıyla, kamuoyunda paylaşıldı. Konuyla ilgili birçok makalle yazıldı. Alan Smith’in yakın bir komşusunun, Smith’e, ‘bana borcun var dostum, çünkü senin cenaze törenin için kostümümü kuru temizleyiciye vermiştim’ yollu şakası ise, durumun nasıl bir gelişme gösterdiğini açıklıyordu.

‘Allan’ı kurtarma hikayesi’ olarak bilinen ve “Yeni Zelanda medikal tarihinin en önemli ve tartışmalı dönüşüm anlarından biri” olarak anılan hikaye, C vitamininin neler yapabileceğini de belgelemiş oluyordu.

Dr Albert Szent-György’e göre, vücut hücrelerinde yoğun bir elektron akışı ve değişimi devam ettiği sürece, “sağlık” hali oluşur. Bozulmuş veya zayıf elektron akışı ise “hastalık” demektir. Elektron akışı ve değişimi tamamen durduğu zaman, hücreler ölür.

Vücudumuzdaki serbest radikallerin yol açtığı oksidasyon, elektron kaybı oluşturur.

Antioksidanlar ise, elektronlar sağlayarak oksidasyonun (elektron kaybı) neden olduğu hastalık sürecini değiştirerek, sağlığı yaratır.

C vitamini, çok önemli bir antioksidandır ve Dr Levy’ye göre, hücrelerimizin optimal elektron akışını sağlamak için belki de en önemli “elektron donör”, bu vitamindir.

Üstelik bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek için C vitamini kullanmak yeni bir yöntem de değil.

2005 yılında, ‘Orthomolecular Tıp Haber Servisi’ (kâr amacı gütmeyen ve ticari olmayan bilgi kaynağı), C vitamininin, kuş gribi ve diğer virüsleri yeneceğine dair tıbbi bulguları yayınladı.

“Yüksek dozda C vitamini, viral enfeksiyonlar için son derece güvenli ve etkili bir tedavi yöntemidir. Yüksek dozda C vitamini, serbest radikalleri nötralize eder, virüsleri öldürmeye yardımcı olur ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir.

C vitamini takviyesi, rutin viral enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olur. “

Kuş gribi gibi şiddetli grip türleri için, aşağıdaki dozlar önerilir:

“Şiddetli vakalarda, bir doktor gözetiminde, (IV) intravenöz olarak 200.000 ile 300.000 miligramlık C vitamini dozları verilebilir. Kuş gribi biraz da Ebola enfeksiyonuna benzer ve çok yüksek akut viral hemorajik ateş görülür. Bu nedenle yüksek dozda C vitamini tüketmek gerekli olabilir.

Hatta antiviral ilaçlar yerine, yoğun C vitamini kullanılabilir.

Grip gibi bulaşıcı hastalıklar için C vitamininin önemli yararlarnı tartışan diğer üç kaynak şunlardır;

1. Manipülatif ve Fizyolojik Therapeutics Dergisi, 1999 ‘Kontrol grubu ile yapılan çalışmalarda, yüksek dozda C vitamininin, grip ve soğuk algınlığı belirtilerini önlediği görülmüştür.’

2. Frederick R. Klenner Klinik Deneyimleri ‘Grip, ensefalit ve kızamık vakaları, C vitamini enjeksiyonları ve oral dozları ile kolaylıkla tedavi edilmektedir.’

3. Orthomed.com Dr. Robert Cathcart, intravenöz C vitamininin, akut grip komplikasyonları durumlarında hayat kurtarıcı olduğunu ortaya koyan kişisel vaka çalışmalarını sunduğu yazıda şunları söylemekte; “gerçekten bu bir tıp meselesi değildir; bu, bünyeyi kuvvetlendiren ve hastalıktan etkilenen dokuların içine serbest radikalleri nötralize eden bir indirgen aktarımıdır’. ’’

Bakın C Vitamini vücudunuzda, sizin sağlığınız adına neler yapabiliyor:

*‘C vitamini, vücudunuzun en önemli vitaminlerinden birisidir. Sayısız kullanım alanı olan bu vitamin toksik değildir ve büyük miktarlarda alınabilir. Bugüne kadar, “doz aşımı” ile ilgili herhangi bir ölüm olduğuna dair rapor veya kayıt bulunmamaktadır. Aynı zamanda bir “mucize ilaç” olarak bilinir.’ Bu satırlar, 1948 yılında, C vitamini kullanımına öncülük eden Dr. Fred Klenner tarafından yazılmıştır .

*Suda çözünen bir vitamin olan C vitamini, vücut tarafından depolanamaz ve kullanılmayan miktar, idrar yoluyla dışarı atılır.

*C vitamininin bir çeşidi olan askorbik asit yan etki olarak, çeşitli kramplar, ishal ve bulantı gibi gastrointestinal sıkıntıya neden olabilir. Aşırı C vitamini alımının vücuttaki bakır oranını düşürdüğü de görülmüştür. En kötü ihtimalle, böbreklerinizde taş oluşabilir.

*Dokularımız, viral ve bakteriyal toksinler, ilaçlar, endüstriyel kimyasallar, kirlilik, X-ışınları ve radyasyon gibi diğer toksik maddelere maruz kaldığı zaman, C vitamini, detoks etkisi nedeniyle mutlaka kullanılmalıdır.

*C vitamini, vücudumuzdaki tüm hücreleri tutan kollajen olarak bilinen ve adeta çimento görevi yapan maddeleri korumak için kilit görev yapmaktadır, yani kollajenin oluşumunu destekler.

*Organizma içerisinde sertleşme elemanı olarak kalsiyum, güç, esneklik ve bağ dokusu için de, C vitamini gereklidir. Bağ dokuları ise organları destekler; organlar, tendonlar ve bağlar arasındaki boşlukları doldurur, form oluşturur, şekillenmeyi sağlar.

*Hücre duvarları oldukça incedir. Bu ise, virüsler, bakteriler, çeşitli toksin ve zehirler, tehlikeli ilaçlar, allerjenler ve diğer yabancı maddelerin erişimine açık olduğu anlamına gelir. Hücre duvarlarının bu tür zarar verici madde ve canlılara karşı güçlenmesi için, güçlü bağ dokuları gereklidir. C vitamini ise, yukarıda da açıklandığı gibi, bağ dokusunu güçlendirir.

*Vitamin ve mineral açısından dengeli bir beslenme, bağ dokularının sağlığı ve dayanıklılığını sağlamak ve hücrelerin dış etkenler tarafından işgal edilmesini önlemek için çok önemlidir.

*Öncelikle bilmemiz gereken, C vitamini açısından zengin olan doğal besin kaynaklarını kullanmamızdır. Turunçgiller ve kivi (bir adet kivide, 500 miligram yani yarım gram C vitamini vardır), ideal ve doğal C vitamini kaynaklarıdır. Meyva sularını tüketeceksek, açıkta bırakmayıp, buzdolabında muhafaza etmemiz gerekir. Meyve suları, oda sıcaklığında besin ve vitamin değerini hızla kaybederek, inaktif meyve enzimleri verir. Ayrıca suda haşladığımız, ıspanak, brüksel lahanası, brokoli vb. gibi yeşil yapraklı sebzelerin suyunu asla atmamalıyız çünkü yüzde 50-90 oranında C vitamini, suya karışır.

*Grip, soğuk algınlığı gibi enfeksyon ve hastalıklar sırasında, dokuları doygun tutmak için, 20 ila 40 kat daha fazla C vitaminine ihtiyacımız vardır.

*C vitamini, herhangi bir enfeksiyon başlangıcında en etkili ilaçtır.

*2000 miligram kalsiyum ve magnezyum, 6000 miligram C vitamini ile dokuların yoğunluğunu sağlayabilirsiniz. Kaliteli bir B kompleks vitamini, yeterli oranda ve yüksek kalitede protein, gerekli miktarda kalori (bal ve fruktoz), multivitamin ve mineral kapsülü desteği, 500 miligram C vitamini, 100 miligram B5 vitamini alımıyla, hem bir anristres barajı kurar, hem de antikorlar ve beyaz kan hücrelerinden oluşan bir savunma ordusu oluşturabilirsiniz.

*Yeterince C vitamini alınmadıkça, antikorlar (enfeksiyonlarla mücadele etmek ve onları zararsız hale getirmek için kan tarafından üretilen bir tür protein) oluşturarak, bakterileri zararsız hale getirmek mümkün değildir. C vitamini=antikor formülü, yanlış değildir yani C vitamini, antikorların tamamlayıcı yardımcısıdır.

*En mükemmel antibiyotik, C vitaminidir. Zaten C vitamini, ‘en mükemmel antibiyotik’ olarak adlandırılır, üstelik antibiyotikler gibi bir düzine yan etkisi de bulunmaz.

*Hücrelere sızarak çoğalan virüsleri öldürmek zorundayız. T-hücreleri, virüs ve bakterileri öldürmek için C vitamini kullanmaktadır.

*Güçlü bağ dokusunun, kanser hücrelerinin bölünerek aşırı çoğalmalarını önlediği ve onları kontrol altında tuttuğu bilinmektedir. Yüksek kaliteli proteinler, C vitamini ve kalsiyum, güçlü bağ dokuları oluşturarak, tümör büyümelerini ve kanser hücrelerinin çoğalmalarını önler. (not; bu bir koruyucu ve destek uygulamadır. Tek başına kanseri tedavi edeceği düşünülerek, tıbbi tedaviden vazgeçilmesi çok yanlış olur).

*Yeterince C vitamini alarak, kan dolaşımınıza karışmış olan polen, toz, kepek , gıda maddeleri vb. gibi allerjenlerin zararlı etkilerine karşı detoks yapabilirsiniz.

*Yine C vitamini desteği ile, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, saman nezlesi, astım ve egzamadan kurtulabilirsiniz.

*Yüksek dozda C vitamini ile, yılan sokması ve sıtmanın etkilerinin üstesinden gelinebileceği kanıtlanmıştır..

*C vitamini, doğal bir anti-histamin yani yatıştırıcıdır.

*C vitamini, doğal kortizon üretimini artırır ve böylece eklemlerde oluşan gut, artrit vb gibi enflamasyonların yanı sıra, ülserin de iyileşmesine yardımcı olur. Akut atak belirtileri, saat başında 1 gram (1000 miligram) C vitamini alarak, git gide azaltılabilir.

*Hamilelerin günlük olarak 1000 miligram C vitamini almaları tavsiye edilir. Böylece dokular esneklik kazanarak, doğum anında kanamalar büyük ölçüde azalır, doğum operasyon süresi kısalır.

*Kan şekeri düşmesinden kaynaklanan yorgunluk durumlarında, dokularda, yanmamış yağlardan arta kalan zararlı artık maddeler birikir. C vitamini, bu maddeleri detoksifiye ederek, zararlarını ve yorgunluğu önler.

*Yüksek dozda C vitamini, anormal yükselen vücut ısısını birkaç saat içerisinde normal seviyesine döndürür.

*Ödem durumlarında, idrarla su atılmasına neden olduğu için çok yararlıdır.

*Kemik dokusundaki mineraller azalırsa, kemikler elastikiyetini kaybeder, kırılgan hale gelir. Fosfor, kalsiyum ve bol miktarda C vitamini ve kollajen olmadan, kemikleri onarmak zordur. Yüksek dozda C vitamini alımında, minerallerin yeni kemik doku oluşumunu hızlandırdığı belirlenmiştir. Kırık kemiklerin iyileşmesi için C vitmini çok önemlidir.

*C vitamini noksanlığında, diş etleri şişer ve süngerimsi bir hal alarak, kolayca kanar. Ölü diş eti dokusu üzerinde bakteriler gelişir. Dişlerin çevresindeki etler gevşer ve diş çürümeleriyle birlikte, diş kaybı oluşur.

*C vitamini, diğer bazı vitaminlerle birlikte insülin üretimini artırarak, diyabete iyi gelir.

*C vitamini, oksijenle birlikte, troid hormonunun inaktive olmasını önler.

*Yüksek dozlarda alınan C vitamini, anemi (kansızlık) durumunda demir emilimini artırarark, daha fazla demir desteğine ihtiyaç duyulmadan kansızlığı önler.

*C vitamini, vücudu ilaçların yan etkilerinden arındırmak (detoks) için kullanılır. Alınan her ilaçla birlikte, 500 miligram (yarım gram) C vitamini de alınması önerilmektedir. Astım, artrit, gut vs. gibi kronik bazı rahatsızlıklarda uzun yıllar ilaç kullanılmış olacağı için, ilk başlangıçta daha yüksek dozlarda C vitamini alınması daha sağlıklı olacaktır. Dokuların ihtiyacı karşılandıktan sonra, gerekli olmayan C vitamini vücuttan atılacaktır.

*C vitamini, aspirinin neden olduğu gibi, sık sık burun kanamaları ve iç kanamalarına neden olmaz.

*Kurşun, gümüş, bromür, arsenik, cıva, kadmiyum, talyum, baryum, karbon monoksit vb gibi kimyasal maddelerle zehirlenmelere neden olabilecek, termik santraller, kimya ve lastik fabrikaları, petro kimya tesisleri, demir çelik fabrikaları, bakır fabrikaları ve madenleri vb gibi sanayi tesilerinde çalışan kişiler, kimyasal zehirlenmelerin etkisini önlemek için C vitamini almalıdır.

*Sigara kullanan kişilerin, tek bir sigaranın zararlı etkisini önleyebilmek için alması gereken C vitamini miktarı, sigara başına 25 miligramdır. Günde bir paket sigara içen kişinin bir günde alması gereken C vitamini miktarı, 500 miligramlık bir kapsüldür.

*C vitamini, cilt kuruluğu ve kırışıklığı, genel fiziksel dejenerasyon gibi yaşlanma belirtilerinii oluşturan serbest radikallere karşı etkili olan ve onları nötralize eden çok güçlü bir antioksidandır. Yani C vitamini, anti-aging etkisi yapmaktadır.

*Vücudunuzdaki morarmaların nedenlerinden birisi de, muhtemelen C vitamini eksikliğidir, yeterli C vitamini alarak bu morluklardan kurtulabilirsiniz.

*Limon, greyfurt, portakal, mandalina, kivi, brokoli, karnabahar, kırmızı biber, kuşburnu gibi sebze ve meyveler, iyi birer C vitamini kaynağıdır.

*C vitamini doğal bir ruh stabilize edici (dengeleyici, moral düzeltici) bir vitamindir. Stresli ve sıkıntılı kriz dönemlerinde C vitamini kullanımı, pozitif ruh halini korumaya yarayan, kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayan çok önemli ve etkili bir destekdir.

*Beslenme (gıda desteği), sağlığı oluşturmak ve sürdürmek için yapılan eylemdir. Beslenme, hem hekimin, hem de hastanın yardımcısıdır. Vucudumuzda anormal bir durum (hastalık, hastalık belirtisi vb) meydana geldiğinde, yapmanız gereken iki şey vardır. Beslenmenizi yeniden biçimlendirmek (gıda desteği) ve derhal doktora danışmak. Asla kendi doktorunuz olmaya çalışmamalısınız.

İnternet ortamı, sağlığınızla ve beslenmeyle ilgili bilincinizi artırmak ve hastalıklar hakkında bilgi edinmek, ilaç bağımlılığını önlemek için iyi bir kaynaktır.

İnternetten, sağlık makaleleri okumak, kişselleştirilmiş sağlık problemlerini öğrenmek ve sorularınızın cevapları için yararlanmayı denemelisiniz.

C vitamininin iyileştirici gücüyle ilgili tıbbi birçok araştırma yazısı, klinik raporu, laboratuar çalışması ve sayısız makale bulmak mümkün. Yeter ki biz onun farkına varalım ve dört bir yandan olumsuzluklarla kuşatıldığımız günümüzde, C vitaminini de, cep telefonlarımızı ve interneti kullandığımız gibi ama bilinçli bir şekilde kullanmaya başlayalım.

Çevre Misyonu Platformu /ÇEVREM
13 Nisan 2012, Cuma
(Makale; Dr. Zafer Gür/ ÇEVREM sayfa yöneticilerinden)

 

 

 

 

İlginizi çekebilir !

DİŞ MUAYENESİ İLE ”Baş ve Boyun Kanserleri” TEŞHİSİ !!!

Dişten kanser teşhisi!  Fatma Güneşli SAĞLIK HABERLERİ | 03.04.2018 11:22 Baş ve boyun kanserleri, erken teşhis …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir